2 Ocak 2008 Çarşamba

Mimar Sinan Kimdir-Mimar Sinan Hayatı-Mimar Sinan Eserleri

Mimar Sinan Kimdir-Mimar Sinan Hayatı-Mimar Sinan Eserleri
Türk, mimar. Dünyanın en büyük yapı sanatçılarından biridir. Kayseri'nin Ağırnas köyünde doğdu, 17 Temmuz 1588'de İstanbul'da öldü. Doğum tarihi kesin değildir. Ailesine ve yaşamına ilişkin kimi zaman yetersiz ve çelişkili bilgiler, çağdaşı Sâi Mustafa Çelebi'nin onun ağzından yazdıklarına, mimarbaşı olduğu dönemden kalan yazışmalara, kendi vakfiyesine ve yazarı bilinmeyen belge ve kitaplara dayanmaktadır. Kaynaklara göre Sinan, I. Selim (Yavuz) padişah olduktan sonra başlatılan ve Rumeli'de olduğu gibi Anadolu'dan da asker devşirmeyi öngören yeni bir uygulama uyarınca 1512'de devşirilerek İstanbul'a getirildi. Orduya asker yetiştiren Acemi Oğlanlar Ocağı'na verildi, 1514'te Çaldıran Savaşı'nda 1516-1520 arasında da Mısır seferlerinde bulundu. İstanbul'a dönünce Yeniçeri Ocağı'na alındı.
I. Süleyman (Kanuni) döneminde 1521'de Belgrad, 1522'de Rodos seferlerine katıldı, subaylığa yükseldi. 1526'da katıldığı Mohaç seferinden sonra zemberekçibaşı (baş teknisyen) oldu. 1529'da Viyana, 1529-1532 arasında Alman, 1532-1535 arasında da Irak, Bağdat ve Tebriz seferlerine katıldı. Bu son sefer sırasında Van Gölü'nün üstünden geçecek üç geminin yapımını başarıyla tamamlaması üzerine kendisine haseki unvanı verildi. 1536'da Pulya (Puglia) seferlerine katıldı. 1538'de yer aldığı Karabuğdan (Moldovya) seferi sırasında Prut Irmağı üstünde yaptığı bir köprüyle dikkatleri üstüne çekti. Bir yıl sonra mimar Acem Ali'nin ölümü üzerine onun yerine sermimaran-ı hassa (saray baş mimarı) oldu. Günümüzdeki bayındırlık bakanlığına eş düşen bu görevi ölümüne değin sürdürdü.

Mimar Sinan, Osmanlı İmparatorluğu'nun en güçlü olduğu çağda yaşamıştır. I. Süleyman (Kanuni), II. Selim ve III. Murat olmak üzere üç padişah döneminde mimarbaşılık etmiş, imparatorluğun gücünü simgeleyen mimarlık başyapıtlarının tasarlanıp uygulanmasında birinci derecede rol oynamıştır. Etkisi ölümünden sonra da sürmüş, her dönemde saygınlığını korumuştur. Atatürk ona ilişkin bilimsel araştırmaların başlatılmasını, onun bir heykelinin yapılmasını istemiştir. 1982'de İstanbul'daki Devlet Güzel Sanatlar Akademisi çekirdek olmak üzere oluşturulan yeni üniversiteye onun adı verilmiştir. Sinan'ın yetişmesine ilişkin doyurucu bilgi yoksa da, dülgerliği Acemi Oğlanlar Ocağı'nda öğrendiği sanılmaktadır. Acemi Oğlanlar, başka işlerin yanı sıra yapı işlerinde de görevlendirilirlerdi.

Sinan daha sonra ordunun yapı gereksinimini karşılayan birimlerinde görev almış, buradaki çalışmalarıyla öne çıkmıştır. Gerek ordunun bu birimleri tarafından usta-çırak ilişkisi içinde gerçekleştirilen yapım ve onarım çalışmaları, gerek orduyla birlikte gittiği yerlerde görme olanağı bulduğu yapılar, Mimar Sinan'ın eğitiminin parçası olmuştur. Çeşitli kaynaklara göre Sinan 84 cami, 52 mescit, 57 medrese, 7 okul ve darülkurra, 22 türbe, 17 imaret 3 darüşşifa, 7 su yolu kemeri, 8 köprü, 20 kervansaray, 35 köşk ve saray, 6 ambar ve mahzen, 48 hamam olmak üzere sayılamayanlarla birlikte üç yüz elliyi aşkın yapı gerçekleştirmiştir.

Elli yıla yakın bir süre!Osmanlı İmparatorluğu'nun mimarbaşılığını yapmış olmasına karşın, bunların hepsini onun tasarlayıp uygulamış olduğunu söylemek güçtür. Çoğunluğu İstanbul'da olmak üzere imparatorluğun her yanına dağılmış bulunan bu yapıların bir bölümünü öğrencileri ya da ona bağlı mimarlar örgütü yapmış olmalıdır. Bunların arasında onarımlar da vardır. Bu tür sayılar Sinan'a gösterilen saygıyı ortaya koyar. Onun asıl önemi, yapılarında gerçekleştirdiği deneyler ve getirdiği yeniliklerle Osmanlı-Türk mimarlığını "klasik" olarak adlandırılan doruğuna ulaştırmasındadır.

Sinan mimarbaşılığından önce de askeri amaçlı olmayan yapılar tasarlamış ve uygulamış olmalıdır. Ama ilk önemli yapıtı İstanbul'da ki Şehzade (Mehmed) Camii'dir. Kendisinin çıraklık dönemi yapıtı olarak nitelendirdiği bu cami, dört ayağın taşıdığı ve dört yarım kubbenin desteklediği bir kubbe ile örtülüdür. Dış görünüşlerin kitlesel etkisi azaltılmış, içerde ise daha aydınlık bir mekân oluşturma yoluna gidilmiştir. Onu izleyen Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camii'nde ise yarım kubbelerin sayısı üçe indirilerek daha rahat bir iç mekân araştırılmıştır. Osmanlı-Türk mimarlığının en önemli yapılarından biri Süleymaniye Camii ve Külliyesi'dir. Sinan kalfalık dönemi yapıtı olarak adlandırdığı bu yapıda İstanbul'daki Bayezid Camii'nde kullanılan taşıyıcı sistemi yinelenmiş, dört ayak üstüne oturan kubbeyi giriş-mihrap yönündeki yarım kubbelerle desteklenmiştir.

Bu, Ayasofya ile ortaya atılan strüktür sorunun, onun tarafından bir kez daha ele alınışıdır. Süleymaniye, darülkurrası, darüşşifası, hamamı, imareti, altı medresesi, dükkânları ve Kanunî Süleyman ile Hürrem Sultan'ın türbeleriyle büyük bir alana yayılmış kentsel bir düzenlemedir ve Türkler'in dinsel yapılara toplumsal hizmet yapısı içeriği katmalarının en önemli örneğidir. Kubbe ve yarım kubbeler, yüklerini, uyumlu geçişlerle bir sonrakine iletirler. Yapı bu düzenden gelen bir dinginlikle, İstanbul'un Haliç'e bakan tepelerinden birinde yer alır. Dönemin önde gelen tüm sanatçılarının katkıda bulunduğu Süleymaniye, her ayrıntısıyla bir bütün olarak ele alınmıştır. Yedi yıl gibi kısa bir sürede bitirilmiş olması Sinan'ın mimarlıkta olduğu kadar örgütleme alanındaki dehasını da ortaya koyar. Yapının yapıldığı döneme ışık tutan muhasebe defterleri de günümüze kalmıştır. Sinan yapı ile çatı örtüsü için en yetkin taşıyıcı sistemi, en yetkin biçimi bulmak yolunda deneyler yapmış, hatta zaman zaman geçmişte kullanıp sonra terkedilen yöntemleri yineleyerek bunların nasıl ileri götürülebileceğini araştırmıştır. Kimi zaman bu tür deneyleri birbirine koşut olarak sürdüğü de görülür.

İstanbul'daki Sinan Paşa Camii gibi kimi yapıları, kubbeyi altıgen bir plana oturtmayı denemesiyle Edirne'deki Üç Şerefeli Cami'yi anımsatır. Edirnekapı'daki Mihrimah Sultan Camii'nde olduğu gibi ana mekânı tek bir kubbeyle örten camileri, erken Osmanlı dönemi camilerini düşündürür. Denemelerinin en ilginçlerinden biri gene İstanbul'daki Piyale Paşa Camii'dir. Burada kökenleri erken Osmanlı döneminden de önceye giden ve yapıyı çok sayıda küçük kubbe ile örten çok ayaklı cami şemasını ele almıştır. Bütün bu deneyler onu başyapıtlarından birine, Edirne'deki Selimiye Camii'ne götürdükleri için önemlidir.

Sinan ustalık dönemi yapıtı olarak nitelendirdiği bu camide daha önce İstanbul'daki Rüstem Paşa Camii'nde çözmeye çalıştığı bir sorunu, yani kubbeyi sekizgen bir plan üstüne oturtma düşüncesini uygulamıştır. Böylece, taşıyıcı ayaklar incelmekte, yükleri ileten öğelerin küçülmesiyle de kubbe, yapıdaki en önemli mekân belirleyici öğe durumuna gelmektedir. Sinan burada 31 m'yi geçen çapıyla en büyük kubbesini gerçekleştirmiştir. Külliye'nin öteki yapıları camiye göre arka planda tutulmuştur. Selimiye, strüktüründen mekân oluşumuna, oranlarından süslemelerine kadar Klasik dönem Osmanlı-Türk mimarlık bireşiminin dilini ortaya koyan, kurallarını belirleyen çok önemli bir başyapıttır.

Sinan, öteki yapıtlarında da araştırıcılığını sürdürmüştür. Türbeleri buna örnektir. Şehzade Mehmet Türbesi'nde dilimli kubbe kullanmış, alışılmadık ölçüde süslü bir yüz düzenlemesine gitmiştir. Kanuni Süleyman Türbesi'nde de iç mekân ile dış görünüş arasında bir denge kurmak amacıyla örtü olarak, Osmanlı-Türk mimarlık geleneğinde çok sık kullanılmayan çift yüzlü kubbeyi seçmiş, iç kubbeyi yapının içindeki ayaklara, dış kubbeyi de dış duvarlara taşıtmıştır. II. Selim Türbesi'nde ise geleneksel altı ya da sekizgen plan yerine, yapı öğeleri arasında karşıtlık yaratan, köşelerin kesik kare planını seçmiştir. Sinan'ın, denemeci tutumunu öteki işlevlerde de sürdürdüğü gözlenir. Her zaman işleve, taşıyıcı sisteme, yapının bulunduğu yere göre en uygun olacak biçimi araştırmıştır.

Yola çıkış noktası geleneksel biçim ve plan şemaları olmasına karşın, bunlara katı bir biçimde bağlı kalmamış, koşulların gerektirdiği yerlerde yeni biçimlere yönelmiş, böylece eski ile yeni arasında bir bağ oluşturabilmiştir. Sinan'ın yapıları mimarlık bakımından olduğu kadar mühendislik bakımından da önem taşır. Bu nedenle "ser mimârân-ı cihan ve mühendisân-ı devran dünyadaki mimarların ve zaman içindeki mühendislerin başı" diye anılmıştır. Yapılarının çoğunun 400 yıl sonra bile ayakta duruyor, hatta kullanılıyor olması, onların taşıyıcı sistemlerine olduğu kadar temellerine de özen gösterilmiş olmasındandır.

Sinan'ın mühendis yanı su yollarıyla köprülerinde ortaya çıkar. Bunlarda zamanının sahip olduğu tüm mühendislik bilgilerini uygulamış, hatta kimi zaman onları aşan, ileri götüren tasarımlar gerçekleştirmiştir. İstanbul'un su sorununu çözmekle görevlendirilmiş, bentleriyle, tünelleriyle, su yolları ve su yolu kemerleriyle, biriktirme ve dağıtma yapılarıyla uzunluğu 50 km'yi aşan ve Kırkçeşme adıyla bilinen su yapılarını gerçekleştirmiştir. Süleymaniye Külliye'sine 53 milyon akçe harcanırken Kıkçeşme yapılarına 43 milyon akçe harcanmış olması da zamanında bunlara verilen önemin bir başka göstergesi olmaktadır.

Sinan, köprülerini de en az öteki yapıtları kadar önemsemiş, toplam uzunluğu 635,5 m'yi bulan Büyükçekmece Köprüsü ile sağlam olduğu kadar güzel de olan bir yapıt diye övünmüştür. En geniş açıklığı örtecek kubbeyi, en ince ve uzun minareyi araştırmak, böyle bir minaredeki şerefelere birbirleriyle kesişmeyen üç merdivenle çıkmayı denemek, bu mühendislik dehasının yaratıcılığını ortaya koyan örneklerdir. Mimarlık, kimi zaman, içinden çıktığı toplumun genel yapısıyla uyum içinde olan bir bütünlüğe erişir. Bu, kendi gününün gereksinmelerini kendi olanaklarıyla karşılayan, ama geçmişin deneyim ve anılarını da içeren bir bireşimdir.

Yapı gereçleri, yapım yöntemleri, elde edilen biçimlerle ve onlar da yerel-iklimsel koşullarla uyum içindedirler. Bunları birbirlerinden ve içinde bulundukları toplumsal koşullardan soyutlamak olanaksızdır. Ortaya çıkan biçimler toplumun büyük bir çoğunluğunca benimsenen simgelere dönüşür. Toplumu neredeyse yapılarıyla özdeşleştirmek olasıdır. Bu yalnız belli bir yere ve çağa özgü, başka bir benzeri olmayan bir mimarlık demektir. İşte Mimar Sinan böyle bir süreç içinde yer almaktadır. Tek tek yapıtlarından çok, mimarlığı uyumlu ve kendi içinde tutarlı bir bireşime götürme yolundaki çalışmalarıyla önem taşır.

Osmanlı-Türk mimarlığı onunla birlikte bireşim sürecini tamamlamış, arayış aşamasından klasik dönemine geçmiştir. Bu geçiş, biçim olarak kubbeyi, düzenleme ilkesi olarak da merkezi planlı yapıyı anıtsal bir mimarlığın en önemli öğesi olan kubbeyi ve ona bağlı taşıyıcılar sistemini en yalın ve açık biçimde kullanıp onu anıtsal mimarlık düzenlemelerinin çekirdeği durumuna getirmek Osmanlı-Türk mimarlığının dünya mimarlığına bir katkısıdır. Böylece hem Doğu, hem Batı ile ilişki içinde olan, Anadolu ve Akdeniz kültürlerine sahip çıkan bir Osmanlı-Türk İslam mimarlık bileşimi ortaya çıkmıştır.

Bu, yapıya katkıda bulunan öteki sanatları da etkilemiş, imparatorluğun her yerinde ki yapı eylemleri için yol gösterici olmuştur.

Eserleri
Şehzade (Mehmed) Külliyesi, 1543-1548, İstanbul; Rüstem Paşa Külliyesi, 1544-1555, Tahtakale/İstanbul; Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi, 1546, İstanbul; Hayrettin Paşa Hamamı (Çinili Hamam) 1546, Zeyrek/İstanbul; Mihrimah Sultan Külliyesi, 1547-1548, Üsküdar/İstanbul; Rüstem Paşa Medresesi, 1550, Cağaloğlu/İstanbul; Süleymaniye Külliyesi, 1550-1557, İstanbul; Zal Mahmut Paşa Külliyesi, 1551-1566, Eyüp/İstanbul; Sinan Paşa Külliyesi, 1553-1555, Beşiktaş/İstanbul; Kırkçeşme Su Yapıları, 1555-1563, Alibey Köyü/İstanbul; Haseki Hürrem Sultan (Çifte) Hamamı, 1556, Sultanahmet/İstanbul; Rüstem Paşa Kervansarayı, 1560, Edirne; Mihrimah Sultan Külliyesi, 1562-1565, Edirnekapı/İstanbul; Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, 1564-1569, Lüleburgaz; Büyükçekmece Köprüsü, 1566-1568, İstanbul; Sultan Süleyman Kervansarayı, 1566-1567, Büyükçekmece/İstanbul; Selimiye Külliyesi, 1567-1575, Edirne; Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, 1571-1572, Kadırga/İstanbul; Piyale Paşa Camisi, 1573-1577, Kasımpaşa/İstanbul; Sultan II. Selim Türbesi, 1574-1577, Ayasofya/İstanbul; Sokullu Mehmet Paşa Camii, 1577-1578, Azapkapı/İstanbul; Valide Sultan Külliyesi, 1577-1583, Üsküdar/İstanbul; III. Murat Köşkü, 1578, Topkapı Sarayı, İstanbul; Kılıç Ali Paşa Camisi, 1580, Tophane/İstanbul; Şemsi Ahmet Paşa Camisi, 1580, Üsküdar/İstanbul

kaynak

44 yorum:

eda 10 Mart 2008 07:54  

süperrrrrrrrrrrrrrrrr bence çok güzel omuş

züleyha,  6 Nisan 2008 08:10  

bencede süper çok işime yaradı ama çok uzun olmuş

yasemin,  6 Nisan 2008 08:11  

çok güzel süperr diyecek bişey bulamıyorum

okanberat çömlek,  3 Kasım 2008 10:59  

bencede süper ne kadar arsam bu kadar iyisini bulamam ama cok uzun olmuş

gaye 3 Kasım 2008 14:01  

çok uzun ama süper bence

YuNuS AyCiL,  4 Kasım 2008 02:46  

super desem olarmı

seren,  5 Kasım 2008 02:50  

ya benim yazımın aynısı nereyı açsak aynı yazılar çıkıyor çok uzun olmuş ayrıca ozet olursa daha ıyı olsa daha ıyı olurdu

ÖMER FARUK,  6 Kasım 2008 15:02  

mimar sinanın tüm hayatı yazıyor süper

AYSUN,  7 Kasım 2008 03:11  

çok süper desem olur mu? çok beyendim

buse 10 Kasım 2008 06:09  

Bence süper olmuş bundan iyisi olamaz yani

pınar 11 Kasım 2008 09:33  

bencede süper bunun sayesinde performans ödevim 5 geldi

ebru,  15 Kasım 2008 04:50  

ayyyyyyyyyyy bayıldım bu siteye hele mimar sinanın eserlerine harikadanndaha da üstün bir başarı buu hazırlamak uzun olması iyi olmuşdaha çok bilgi öğrenmiş olduk

enver,  16 Kasım 2008 11:45  

Bence bu site iğrenç bir site.hiç kim
seye tavsiye etmem.Bu site yüzünden ders notum 1 geldi.

ferhat,  16 Kasım 2008 14:15  

harikulade çok güzel

Leon,  17 Kasım 2008 03:41  

güzel yorum yapan tüm arkadaşlara teşekkürler

@enver, arkadaşım bu site sadece destek amaçlı kurulan bi sitedir ve kişisel ilgilerin paylaşıldıgı bir sitedir..o yüzden ödev sitesi gibi amacımız yok..yani ögrenci arkadaşların ödevlerini yada performans ödevlerini yapmıyoruz sadece burda genel bilgi veriyoruz bu bilgiler bazen uzun bazen kısa olabilir ve bu konularda yazılmış bir sürü yazı var onlardan faydalanmalıydınız ders notunuzun 1 gelmesi bizi degil sizi ilgilendirir sonuçta ödevi yapan sizsiniz bizler degil..

yorum yaparken daha faydalı yada bizlere yardımcı olabilcek yorumlarınız olursa yardımcı olmaya çalışıyoruz..

iyi günler...

murat atmaca 18 Kasım 2008 07:14  

çoooooooooooooooook güzel ama çok uzun

oguzhan,  21 Kasım 2008 13:28  

mimar sinanın hayatı ve eserleri çooook güzel olmuş tüm ödevimi burdan yaptım tşk ederim:)

elif_yıldız,  21 Kasım 2008 13:51  

nekadar uzun muş sayfalarım bitttii walla elimde kırıldıı ama çok uzu muş we çok güzelmiş doğrusu

sedef,  27 Kasım 2008 06:39  

çok güzel ama çok uzun yaaaaaaaaaa

deniz,  29 Kasım 2008 07:42  

ya çok qüzel ama biraz kısa olsa daha iyi olmaz mı =?

Onur,  22 Aralık 2008 13:02  

Bu arada (Enver) ayıp etmişsin gerçekten.

Onur,  22 Aralık 2008 13:02  

Gerçekten güzel olmuş
Bu yazıyı yazan ve siteyi kuran herkese bravo diyorum
Sayenisde ödevimi yapacağım
Tekrar tekrar teşekkür ederim...

selin,  1 Ocak 2009 10:52  

çok uzun ama böyle önemli birinin hayatının uzun olması normal çok güzel olmuş

selin,  1 Ocak 2009 10:53  

ellerinize sağlık

BERKAN,  11 Şubat 2009 07:54  

BENCE CCOOKK SÜPERDİ ... BUNUN DEVAMI YOKMUYDU:)

nur,  16 Şubat 2009 08:50  

bence süper.harika ama uzun biraz keşke kısa olsaydı

kader 2 Mart 2009 15:30  

çok güzel ama çokm uzun ellerim ağrıdı valla çok teşekkürler

urfalı fırat,  6 Mart 2009 01:37  

mimar sinanın nakadar degerli bir adam olduğunu öğrendim ve mimar sinanın hayatını arştırıyorum bay iyigünler kendinize iyi bakın urfalı fırat

sema,  27 Mart 2009 08:09  

ellerinize sağlık bn yazarken yoruldum walla :9 :S :D

MİKAİL,  10 Ekim 2009 06:20  

ellerinize sağlık teşekürederim yararlı bilgiler edindim

kübra,  30 Ekim 2009 10:13  

çooooooooooook güzel ama uzun

mustafa özaltın 1 Aralık 2009 07:35  

çok güzel ama çok detaylı olsun herkes coğrafyasını geliştirsin:-)

Hamdusena,  7 Aralık 2009 11:31  

Çok güzÊ Âma ßiraz Uzun Âma Teşekkürler:)

Hamdusena,  7 Aralık 2009 11:32  

Çok Güsel Âma ßiraz Uzun Âma Teşekkürler:)Ellerim Yoruldu :(

ayşe seda 9 Aralık 2009 05:45  

arkadaşlar çok güzel ama çok uzun ya yazmaktan elim koptu ama 5 aldım ama yine de elim kopyu yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

nesrin 9 Aralık 2009 05:50  

arkadaşlar ben de ayşe seda ya katılıyorum aynı sınıftayız ögretmen en çok bizim kisini beyendi ama elim koptu

merve 10 Aralık 2009 06:35  

bence harika yaaaaaaaaaaa performans ödevimi yapmama yardımcı oldu ama biraz uzun kollarım koptu valla

merve 10 Aralık 2009 06:38  

çok güzel valla ama çok uzun yaaaaaaaaaaa yazana kadar ellerim koptu

firat,  10 Aralık 2009 07:26  

mimar sinan süper biri

doga,  10 Aralık 2009 10:28  

bilgiler mükemmel ama neresinden kessem de kısaltsam diye düşünüyorum yazmaya başlayamadım ayrıca yorum yapan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum yazmaya başlamayan biri için baya moral oldu

görkem,  14 Aralık 2009 06:10  

performans ödevımde yardımcı oldu ama cok uzun ellerım koptu:D

gamze,  18 Aralık 2009 10:27  

***ÇOOK GÜZEL DERSTENDE GÜZEL NOT ALLDIM OHHHHHHHHHHHH BE BİLGİLER MÜKEMMEL HOŞÇAKALIN***

safa,  22 Aralık 2009 11:20  

eet çok güzel ama daha detaylı olsun herkesin sosyal bilgileri gelişsin dimi arkadaşlar:) metin 2 oyanayan 1 yazsın.

ahmet,  24 Aralık 2009 12:15  

iyki koymuşlar vallaha yoksa iki saat arayacaktım tşkürler

Sayaç

Rüya Tabirleri

Linkler

1
2






















Social Bookmarking

Social Media Blogs - Blog Catalog Blog Directory Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits

  © Blogger templates Newspaper III by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP