11 Şubat 2010 Perşembe

Atatürk'ün Milli Eğitimimizle İlgili Düşünce ve Buyrukları

Atatürk'ün Milli Eğitimimizle İlgili Düşünce ve Buyrukları 
Bayanlar,Baylar !
İstanbul'dan geliyorsunuz,Hoş geldiniz!İstanbul'un ışık ocaklarının temsilcileri olan yüce topluluğunuz karşısında duyduğum kıvanç sonsuzdur.Kalplerinizdeki duyguları,kafalarınızdaki düşünceleri,doğrudan doğruya gözlerinizde ve alanlarınızda okumak,benim için olağanüstü bir mutluluktur.Buradaki karşınızdaki en içten duygumu,izninizle söyleyeyim:İsterdim ki çocuk olayım,genç olayım,sizin ışık saçan sınıflarınızda bulunayım,sizin elinizde gelişeyim,siz beni yetiştiresiniz.O zaman ulusum için daha faydalı olurdum.Fakat ne yazık ki elde edilmeyecek bir istek karşısında bulunuyoruz.Bunun yerine sizden başka bir istekte bulunacağım:Bugünün çocuklarını yetiştiriniz;Onları yurda,ulusa yararlı insanlar yapınız.Bunu sizden istiyor ve rica ediyorum.
Muallim Hanımlar ve Beyler,
Ulusumuz büyük bir yıkım geçirdi.Devletimiz yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı,varlığımıza karşı birçok büyük suçlar,kötülükler işlendi.Çok çalıştık,bugünkü başarıyı elde ettik.Bir ulusu,,uğradığı herhangi bir yıkımdan kurtarmakta,bir ulusu doğru yolu göstermekte,ileri gelenlerin taşıdıkları büyük önem yadsınamaz.Hatta diyebilirim ki,bugünü görmek;ulus büyüklerinin temizliği,ulus ve yurtseverlik çabaları ve özellikle,çıkarları hor görme duyguları ile gerçekleşmiştir.Fakat,bugün eriştiğimiz nokta,gerçek kurtuluş degildir.Bu düşüncemi açıklayayım: Bir ulusun yıkımla karşı karşıya olması demek,o ulusun hasta,hastalıklı olması demektir.Bundan ötürü kurtuluş,toplumdaki hastalığı ortaya çıkarmak ve iyileştirmekle elde edilebilir.Hastalığın iyileştirilmesi,bilim ve tekniğin gösterdiği yolla olursa,hasta kurtulur,yoksa tersine,hastalık kökleşir,onulmaz duruma gelir.Bir toplumun hastalığı ne olabilir? Ulusu ulus yapan,yükselten ve ilerleten güçler vardır: Düşünsel güçler,toplumsal güçler...
Düşünceler anlamsız,mantık dışı,boş ve temelsiz sözlerle dolu olursa, o düşünceler hastadır.Bunun gibi,toplumsal yaşam,akıl ve mantıktan yoksun,işe yaramaz,zararlı birtakım inanış ve geleneklerle dolu olursa;kötürümleşir;işleyemez duruma gelir.
Önce düşünsel ve toplumsal güçlerin kaynaklarını temizlemekten başlamak gerekir.Yurdu ve ulusu kurtarmak isteyenler için yurtseverlik,iyi niyet,özveri çok gerekli olan niteliklerindendir.Fakat bir toplumdaki hastalığı yükseltmek için bu nitelikler yetmez;Bu niteliklerin yanında bilim ve teknik gereklidir.Bilim ve teknikle ilgili çalışmaların başladığı ve geliştirildiği yerse,okuldur.Bunun için okul gereklidir.Okul adını hep birlikte,büyük saygı ile analım....Okul,genç beyinlere,insanlığa saygıyı,ulus ve yurt sevgisini,bağımsızlık şerefini öğretir.Bağımsızlık tehlikeye düştüğü zaman,onu kurtarmak için tutulması uygun olan en doğru yolu belletir...Yurt ve ulusu kurtarmaya çalışanların ayrıca,işlerinde birer namuslu uzman ve birer çalışkan bilgin olmaları gereklidir.Bunu sağlayan okuldur.Ancak bu yolla,girişilecek her türlü işin akla uygun sonuçlara ulaştırılması gerçekleşmiş olur.
Bayanlar,Baylar! Yurdumuzun en bakımlı,en şirin,en güzel yerlerini üç buçuk yıl kirli ayaklarıyla çiğneyen düşmanı dize getiren başarının sırrı nerededir,bilir misiniz? Orduların yönetilmesinde,bilim ve teknik ilkelerini önder edinmektedir.Ulusumuzu yetiştirmek için kaynak olan okullarımızın ve üniversitelerimizin kuruluşunda da gene bu yolu tutacağız.Evet, ulusumuzun politik,toplumsal yaşamında,ulusumuzun düşünce eğitiminde önderimiz,bilim teknik olacaktır.Okul yardımıyla,okulun sağlayacağı bilim ve teknik yardımıyladır ki Türk Ulusu,Sanatı,Ekonomisi,Şiir ve Edebiyatı bütün incelik ve güzellikleriyle gelişir.Yurdumuzun içinde uygarlıkla ilgili düşüncelerin,çağdaş ilerlemelerin bir an bile kaydedilmeden yayılması ve gelişmesi gerekir.Bunun içindir ki bilimle,teknikle uğraşanların bu alanda çalışmayı,birer namus borcu bilmeleri gerekir.
Öğretmenlerimiz,ozanlarımız,edebiyatçılarımız,yazarlarımız durup dinlenmeden ulusa bu acı günleri ve onun gerçek nedenlerini açık ve kesin olarak yazacaklar,anlatacaklar,bu kara günlerin dönmemesi için dünya yüzünde uygar ve çağdaş bir Türkiye'nin varlığını tanımak istemeyenlere,onu tanıtmak zorunda olduğumuzu hatırlatacaklardır.Görüyorsunuz ki en önemli ve en verimli ödevimiz Milli Eğitim İşleridir.Milli eğitim alanında ne olursa olsun,tam bir başarıya ulaşmak gerekir,Kurtuluş ancak bu yolla olur.Bu başarının elde edilebilmesi için hepimizin tek can ve tek düşünce olarak temel bir program üzerinde çalışmamız gereklidir.Bence bu programın en önemli yönleri ikidir:
1)Toplumsal yaşamımızın gereklerine uyması,
2)Çağımızın isteklerini karşılamasıdır.
Gözlerimizi kapayıp,tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz.Yurdumuzu bir çember içine alıp,dünya ile ilişkisiz yaşayamayız...Tersine,gelişmiş ve yükselmiş bir ulus olarak uygarlık alanı üzerinde yaşayacağız.Bu yaşam,ancak bilimle,teknikle olur.Bilim ve teknik nerede ise,oradan alacağız ve her yurttaşın kafasına koyacağız."Bilim ve teknik için kayıt ve şart yoktur." Dinimiz,bu yüce buyruğu kapsadığı içindir ki,dinlerin en yetkinidir.Bilim ve tekniği,puta tapanların ülkelerinde aratır;Çin'de bile aratır.Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan bir takım geleneklerin,inanışların korunmasında ayak direyen ulusların ilerlemesi güç olur;belki de hiç olmaz.Yükselmede bağları ve koşulları aşamayan uluslar,yaşamı,akla ve gerçeklere uygun olarak göremez;hayatı geniş bir açıdan gören ulusların egemenlik ve boyunduruğu altına girmekten kurtulamaz.
Öğretmen Bayanlar ve Baylar,bütün bu gerçeklerin ulusça iyi anlaşılması ve benimsenmesi için herşeyden önce, bilgisizliği gidermek gerektir.Bunun için milli eğitimi programımızın temel ilkesi,bilgisizliğin yok edilmesidir.Bu yapılmadıkça yerimizdeyiz..Yerinde duran bir şeyse,geri gidiyor,demektir.Bir yandan,yaygın olan bilgisizliği gidermekle birlikte,öte yandan toplumsal yaşamda yapıcı,etkili ve verimli insanlar yetiştirmek gerekir.Bu da ilk ve ortaöğretimin,yaparak öğrenme ilkesine dayanması ile gerçekleşebilir.Ancak bu yolla toplumlar iş adamlarını ve sanatçılarını yetiştirebilirler.İster istemez,ulusumuzun dehasını geliştirmek,duygularımızı layık olduğu aşamaya eriştirmek için yüksek meslek sahiplerini de yetiştireceğiz.Kız çocuklarımızı da bu öğrenim basamaklarından geçirerek öğreteceğiz.
Bayanlar,Baylar !
Kesin olarak bilmeliyiz ki,iki parça olarak yaşayan uluslar güçsüzdür,hastadır.Çocuklarımıza ve gençlerimize vereceğimiz öğrenimin sınırı ne olursa olsun,onlara temel olarak şunları öğreteceğiz:
1.Ulusuna,
2.Türkiye Devletine,
3.Türkiye Büyük Millet Meclisine düşman olanlarla savaşma gereği.Bireyleri bu savaşın istediği güç ve araçlarla donatılmayan uluslar için var olma hakkı yoktur! Mücadele,mücadele lazımdır.!

Acı olsa da söylemek gerekirse,biz üç buçuk yıl öncesine değin,bir “cemaat” olarak yaşıyorduk.Bizi istedikleri gibi yönetiyorlardı.Dünya bizi,yöneticilerimize göre tanıyordu.Üç buçuk yıldır,tam bir ulus olarak yaşıyoruz.Bunun elle tutulur,gözle görülür tanığı hükümetimizin şekli,niteliğidir ki kanun,onu Büyük Millet Meclisi diye adlandırdı.Bütün dünya, bir an bile kuşkulanmasın ki,Türkiye Devletinin biricik ve gerçek temsilcisi yalnız ve ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir.Bayağı çıkarlarını ve kendi güvenliklerini sağlamak için,ulus ve yurdun bağımsızlığını düşmanların eline bırakmakta bir sakınca görmeyen,bağımsızlığımıza son veren koşulları kapsayan Sevr Antlaşmasını kabul eden yöneticilerin,sultanların,padişahların öykülerini,bu zorbaların kanun dışı davranışlarını Türk Ulusu,artık,ancak ve yalnız tarihte olur.Ordularımızın kazandığı zafer,sizin ve ordularımızın zaferi için,yalnız ortam hazırlandı.Gerçek zaferi siz kazanacak ve yaşatacaksınız ve mutlaka başarıya ulaşacaksınız.Ben ve sarsılmaz inançla bütün arkadaşlarım sizi izleyeceğiz ve sizin karşılaşacağınız engelleri kıracağız....İstanbul'un alınyazısı,İstanbul'da yaşayan gerçek Türklerin kalplerinde ve vicdanlarında yaşattıkları dile uygun olarak çizilecektir..

27.10.1922
Bursa Şark Tiyatrosu
M.Kemal Atatürk
“Büyük Zaferden sonra,İstanbul'dan kalabalık bir grup öğretmen,zaferi kutlamak için Bursa'ya gelmesi üzerine 27.10.1922 Cuma günü akşamı,Şark Tiyatrosunda düzenlene toplantıda Mustafa Kemal'in yaptığı konuşma,'Bursa Seyahati' adlı kitapta yayınlanmıştır.”
Kaynaklar:
1.Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri II.s.42
2.Atatürk'ün Milli Eğitimimizle İlgili Düşünce ve Buyrukları,Türk Dil Kurumu Yayınları,1970, s.14-18 (Bugünkü dile aktaran: Vasfi Bingöl )



0 yorum:

Sayaç

Rüya Tabirleri

Linkler

1
2






















Social Bookmarking

Social Media Blogs - Blog Catalog Blog Directory Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits

  © Blogger templates Newspaper III by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP