Dünyada müze deyince akla önce Louvre, sonra Ermitaj geliyorsa, bu ikisi arasından başını uzatmaya değer görkemde bir üçüncüsü olarak Madrid'deki Prado'yu eklemeli.Dünya'nın en önemli müzelerinden biri olan, 19 Kasım 1819'da Jean de Villanueva'nın yapmış olduğu yapıda hizmete giren Prado Müzesi, krallık koleksiyonlarının biraraya getirilmesiyle oluşturulmuştur.İspanyol ressamlarının (El Greco, Velazquez, Goya, vb.) ve Hollanda ressamlarının (Bosch, Rubens, vb.) pek çoğunun yapıtlarının yanı sıra, birçok heykel, çizim vb. sanat yapıtı içermektedir. Prado Ulusal Müzesi, Batı resminin simge eserlerini barındırmasıyla, haklı olarak, bugün her İspanyol için bir gurur kaynağı. Bu eşsiz sanat mabedi acılı tarihini Madrid'in kanlı yazgısına borçlu. Müze şu sıralar (6 Ocak'a kadar) ziyarete gitmeyi düşünenleri ise muhteşem bir retrospektifle selamlıyor: Rembrandt... Sadece Avrupa değil, dünya resminde çığır açmış Hollandalı ustanın "Belşassar'ın Ziyafeti"nden "Meditasyondaki Filozof" gibi önde gelen tablolarına göz atmak için bulunmaz bir fırsat. Sanat tarihçilerinin titizlikle iki döneme ayırdığı çalkantı ve acılarla dolu ömrü boyunca Rembrandt'ın yaşadıkları tuvaline, oradan da müzenin ziyaretçilerine yansıyor. Ustası addettiği Rubens'den devraldığı üslubu yıllar geçtikçe olgunlaştıran ve en nihayet tüm klasik dönem ressamlardan damıttığı birikimiyle de kendine özgü bir ışık/gölge bireşimine erişen Hollandalı fırça, bugün bu stilini pek çok sanatçı veya zanaatkâra dahi ödünç veriyor. Misal, bugün sinemada Rembrandt'ın tablolarındaki ışığı derinlemesine incelememiş pek az görüntü yönetmeni olsa gerek. Müzemize dönersek... Prado, Madrid'in en merkezi semtlerinden birinde, Paseo del Prado'da konuşlanmış durumda. Üstelik kendisini mükemmelen tamamlayan bir grup kardeş müzeyle de komşu. Reina Sofía Müzesi, Thyssen-Bornemisza Müzesi, Buen Retiro ve Arkeoloji Müzesi bir nevi Prado'nun teferruatları. Ve açıkçası onların varlığı Prado'nun da değerini artırıyor.

Dünyadaki pek çok muadili gibi, pazartesileri kapalı, pazarları ise ücretsiz olan Prado'nun görmek istediklerinize bağlı olarak farklı farklı girişleri mevcut. Örneğin şu sıralar Rembrandt retrospektifinin 8 Euro karşılığında sergilendiği yerlere çabucak ulaşabilmek için bilet ofisinin de bulunduğu Jeronimos kapısından içeri girmeniz şiddetle tavsiye edilir. Ancak bir şekilde biletli bir güne denk geldiyseniz, o halde sabır taşı çatlatan bilet kuyruğunu kestirmeden yarmanın tek yolu online bilet almak. Müzenin resmi sitesi www.museodelprado.es bu konuda size yardımcı olacaktır. Site kaç saatlik bir ziyaret planladığınıza bağlı olarak size alternatif turlama önerileri de sunuyor. Ama doğrusu, yukarıda adı geçen müzelerle birlikte Prado'nun hakkını gerçek anlamda vermek istiyorsanız, birkaç haftanızı Madrid'e feda etmek zorundasınız.
Yılda 2,6 milyon ziyaretçi
2007'de müzeyi ziyaret edenlerin sayısı, sıkı durun, 2,6 milyon. Haliyle kolayca tahmin edebileceğiniz gibi, müzenin sakin olduğu tek bir an bile yok. İçeri girdiğiniz andan itibaren görevliler her çaresiz anınızda yardımınıza koşuyorlar. Lakin İspanyolların İngilizce konusunda epey fakir olduklarını ve "İngilizce biliyorum" diyenin bile derdini İspanyolca anlatmakta ısrar ettiğini eklemeli. Sanat öğrencileri öğretmenleriyle, turistler kulaklarındaki sesli 'rehberleri'yle, anne-babalar çocuklarıyla birlikte büyük bir dikkatle tabloları inceliyorlar. Yüz binlerce dolar değerindeki tablolarla aranızda birkaç santim var ama salonu dikkatle süzen görevlilerin sizi sıkboğaz etmeye niyeti yok. Sadece homurtu ve fısıltıların arttığı zamanlarda aniden ve kimden çıktığı belli olmayan "Şişt!"ler mevcut. Bazen bir başyapıtın önünde durup ışığından dokusuna, fırça darbelerinden gölgelerine dek bütün detaylarıyla incelemek istiyor, ancak çok geçmeden sıradaki yüzlerce tablonun kışkırtıcı cazibesine kapılıp sıradaki esere meylediyorsunuz. Ta ki en nihayet ayaklarınıza inen kara suları fark edinceye kadar... Yakın zamanda yolunuz Madrid'e düşecek olursa, Museo del Prado'da Avrupa resminin 100 de değil, 1000 temel eserini bacaklarınızda varis çıkana kadar gezebilirsiniz. |
2 yorum:
Merhaba leon,
Böyle müzeleri falan şahane tanıtıyorsun ama aklımızda kalıyor.Hemen gidip görmek istiyor insan..
Birgün de bir tur ayarlasan blogcular olarak hepimiz binip gitsek hepsini görsek ,rüya gibi gezsek dolaşsak :)
Yani yoksa Madrid'e falan yolumuz düşeceği yok..
Prado'nun adı pek bilinmiyor ama Louvre'u aratmayacak cinsten bir müze gerçekten..
Rembrandt retrospektifinin 8 Euro karşılığında sergilendiği yerlere girmemiz şiddetle tavsiye ediliyor.
Onun tablolarındaki derinlemesine ışığı yerinde incelemek ne müthiş bir duygudur kimbilir.
Gitsek de varisler çıkana kadar gezsek yazıda söylendiği gibi..
Teşekkürler leon.Epey bilgilendim :)
Merhaba Zeugma,
yazıyı beğendiğine sevindim.Valla bir tur ayarlasak ve gezsek hakkaten çok güzel olur ve bunu da ayarlamaya çalışırım..Sen resimi ve resim sanatını çok seviyorsun belli.İstanbul'daki Kariye Müzesi var mozaikleri ile ünlü orayı gezebilirsin.Çok methini duydum oranın bir gün bende gezmek isterim.Haberleşelim bu konuda..
Yorum için çok Danke :)
Yorum Gönder