Nobel ödüllü Rus yazar Aleksandır Soljenitsin öldü
Nobel ödüllü Rus yazar Aleksandır Soljenitsin öldü-Aleksandır Soljenitsinı Tanıyalım...
Sovyet Rusya'da Stalin yıllarının önde gelen muhaliflerinden olan Nobel ödüllü yazar Aleksandır Soljenitsin 89 yaşında öldü.
Yazarın beyin kanaması ya da kalp yetmezliği nedeniyle öldüğü belirtildi. Soljenitsin, ikinci dünya savaşı sırasında Sovyet ordusunda subay iken Stalin'i eleştirdiği gerekçesiyle tutuklanarak, hayatının sekiz yılını çalışma kamplarında geçirmişti. Bu yıllarda edebi eserleri için malzeme bulmuş oldu. İlk kitabı "İvan Denisoviç'in Hayatında Bir Gün" yayınlandıktan sonra 1970 yılında Nobel Edebiyat ödülüne layık görüldü.
Bundan üç yıl sonra ise "Gulag Takımadaları" adlı kitabı bu kez Paris'de yayımlandı. Vatan haini ilan edilen ve vatandaşlıktan ve ülkesinden atılan Soljenitsin, ABD'de 20 yıl sürgün hayatı yaşadı. Soljenitsin'e göre Batı hayatı ahlaki çürüme içindeydi.
Sovyet rejiminin çöküşünden sonra 1994 yılında ülkesi Rusya'ya dönen Soljenitsin, bu kez oraya da yeniden uyum sağlayamadı. Soljenitsin bu kez, insanların fazlasıyla maddiyatçı olduklarından şikayet etti.
Soljenitsin, ülkesine dönüşünden sonra Rusya tarihi ve Rus kimliği üzerine bir çok polemik ve makale kaleme aldı. Ölüm açıklamasını yapan oğlu Stepan, babasının kalp yetmezliğinden öldüğünü söylerken, yazarın yayınevi beyin kanaması geçirdiğini duyurdu.
Kremlin'den yapılan açıklamaya göre, Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev, yazarın ailesine başsağlığı mesajlarını gönderdi.
Aleksandır Soljenitsin'in Hayatı
Kuzey Kafkasya'daki Kislovodsk'da 11 Aralık 1918'de dünyaya gelen Soljenitsin, Sovyet Ordusunda 1939-1945 arasında 4 yıl görev yaptı ve 1942 yılında yüzbaşı rütbesiyle İkinci Dünya Savaşı'na katıldı. Cephedeyken yazdığı mektuplarda Stalin'i eleştiren Soljenitsin tutuklandı ve 8 yıl bir kampta hapis cezasına çarptırıldı.
Soljenitsin, Sovyetler Birliği'nin Hitler ile uzlaşma yolu bulmasının savaşı önleyebileceğini, bu yüzden Sovyet halkının savaştan dolayı yaşadığı yıkımdan Stalin'in Hitler'den daha fazla sorumlu olduğunu iddia ediyordu.
Savaş bittikten sonra Moskova yakınlarındaki bir hapishaneye konulan Soljenitsin, 1950'de Kazakistan'da siyasal tutuklular için kurulan özel bir kampa gönderildi ve 3 yıl burada kaldı. Soljenitsin, ondan sonraki yıllarda da istenmeyen kişi ilan edildiği için sürgüne gönderildi.
Kazakistan'ın Kok Terek köyünde öğretmenlik yapmaya başlayan yazar, bu dönemde kansere yakalandı ve bir süre Taşkent'te tedavi gördü. Komünist Partinin yeni lideri Nikita Kruşçev tarafından başlatılan Stalin'in etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik operasyonlar çerçevesinde hakları geri verildiği için Ryasan'da çalışmasına olanak tanındı.
1962'de "İvan Denisoviç'in Bir Günü" adlı kitabını çıkaran Soljenitsin, bu öyküsünün başarısı üzerine kendini tamamen yazarlığa vererek, zorunlu çalışmayı anlatan Stalin karşıtı bu yapıtıyla Kruşçev'in takdirini kazandı ve bir yıl sonra Sovyet Yazarlar Birliği'ne kabul edildi. Ancak, "Matrenin Dvor" ve "Dlya Polsu Dela" adlı öyküleriyle tekrar Komünist Partinin hedef tahtası haline geldi. Soljenitsin, 1966'da ülke dışına çıkma yasağı aldı ve 3 yıl sonra da Yazarlar Birliği'nden çıkartıldı.
Yaşadığı dönem boyunca çeşitli cezalara çarptırılan Aleksandr Isayeviç Soljenitsin, çalışma kampları hakkındaki kitabı "Gulag Takımadaları" ile Nobel Edebiyat Ödülü kazandı.
Kitabı kapitalist ülkelerde yayınlanırken, eseri bu ülkelerde Sovyet karşıtı propagandanın önemli ögelerinden biri oldu.
Yazar, kendisine politik nedenlerle verildiği iddia edilen Nobel Edebiyat Ödülünü ise 4 yıl sonra alabildi. Sovyet hükümeti, 1974 yılında Soljenitsin'in vatandaşlığını iptal ederek, yazarı sınır dışı etti. İsviçre'de 2 yıl kaldıktan sonra 1976'da ABD'ye yerleşen Soljenitsin, bu dönemde, Vietnam'a Amerikan müdahalesini destekledi ve Vietnam'da Amerikalı tutsakların köleleştirildiğini iddia etti.
Soljenitsin, 1974 Portekiz Devrimi'ne karşı Amerika'nın müdahale etmesi gerektiğini savunarak, ABD ve Sovyetler Birliği barışı hakkında yazan Amerikalı yazarları da sert şekilde eleştirdi.
Sovyetler Birliği'nin son Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov'un yönetimi sırasında 1989'da yeniden Yazarlar Birliği'ne alınan Soljenitsin'in sürgünüyle ilgili karar da 1991 yılında resmen kaldırıldı.
Rusya'ya 1994 yılında dönen Soljenitsin, parlamento önünde yaptığı konuşmada Rusya'nın kendisine göre hatalarla dolu demokrasiye geçiş şeklini eleştirdi.
Aleksandır Soljenitsin'in Eserleri
Soljenitsin'in romanları, hapis ve savaş deneyimlerini anlatır. Ivan "Denisoviç'in Yaşamında Bir Gün" (1962) ve "İlk Çember" (1964) adlı eserleri hapis sahneleri içerirken, "Kanser Koğuşu" (1966) adlı eseri de bir bir hastahanede geçer.
Hapishane ve hastane imgelerini toplumsal simgeler olarak kullanarak yazar, eserlerinde devrimci ideallerle sert politik gerçeklikler arasındaki çelişkileri göstermeye çalışmıştı.
Soljenitsin, "Kırmızı Tekerlek" adındaki 4 ciltlik uzun tarihsel romanının ilk cildi olan "Ağustos 1914"te (1971) 1914 yılındaki Birinci Dünya Savaşı'nı anlatır. Yazar, 1989'da yayımladığı birinci cildin genişlettirilmiş ve yeniden düzenlenen halinde 1917 ekim devriminin tarihsel önemine vurguda bulunur.
Sovyet Hükümeti, 1960'ların sonu ve 1970'lerin başında, Soljenitsin'i romanlarında ülkesini küçük düşürdüğü için suçlamış ve yazarın üzerindeki Sovyet baskısı özellikle 1973'te Paris'te yayınladığı Sovyet hapishanelerindeki durumun anlatıldığı 3 ciltlik "Gulag Takımadaları 1918-1956" romanından sonra artmıştır.


0 yorum:
Yorum Gönder