20 Mayıs 2008 Salı

İlkögretimde Gelişimsel Rehberlik Yaklaşımı-İlkögretimde Gelişimsel Rehberlik

İlkögretimde Gelişimsel Rehberlik Yaklaşımı-İlkögretimde Gelişimsel Rehberlik
1970’lerde ortaöğretim kurumlarında ve 1996’da zorunlu eğitimin sekiz yıla çıkarılması ile ilköğretim kurumlarında “rehber öğretmen” adıyla “okul psikolojik danışman”larının atanmasında Millî Eğitim Bakanlığının, bu hizmetleri “yöneltme” ile sınırlandıran bir anlayışının egemen olduğu söylenebilir. Öyle ki okullarda rehberlik hizmetleri denilince, okul yönetiminden veliye ve öğrenciye dek tüm ilgililerin aklına “öğrencinin ilgi ve yeteneklerine uygun bir üst öğrenim kurumunu ve mesleği seçmesinde yapılan yardım hizmeti” gelmektedir. Özellikle Millî Eğitim Bakanlığı, orta öğretim kurumlarında bu hizmetleri organize ederken üniversite önündeki yığılmaları düzenleme ve ülkenin insan gücü ihtiyacını ayarlama gibi “çaresel” bir beklenti içinde hareket etmektedir.
Okullarımızda bu hizmetlere yeterli bir hazırlık ve alt yapı oluşturulmadan ve alan uzmanları olmaksızın başlanmasının bir sonucu olarak okullarda rehberlik hizmetleri genel olarak “kriz odaklı” bir anlayışla algılanmaktadır. Daha açık bir ifade ile PDR hizmetleri sadece problemli,
okulda sorun yaratan, uyumsuz ve başarısız çocukların gönderildiği bir servis olarak kabul edilmektedir. Zaman zaman da bu hizmetlere “okulda oluşabilecek sorunları önleme” gibi bir işlev yüklendiği görülmektedir.

Bu üç yaklaşımı (kriz yönelimli, iyileştirici-çare bulucu, önleyici) yetersiz bulan yeni bir yaklaşım bugün için rehberlikte çağdaş ve önemli bir anlayışı ortaya koymaktadır:
Gelişimsel Yaklaşım ABD’de 1960’lardan sonra rehberliği, gelişim sürecine yardım olarak gören yaklaşım, bireyi sürekli gelişim hâlindeki bir varlık olarak kabul eder. Buna göre, bireyin her gelişim basamağında karşılanması gereken ihtiyaçları ve başarması gereken gelişim görevleri vardır. Rehberlikte gelişimsel yaklaşım; rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin, akademik başarıyı artırma ya da meslek seçimi gibi sorunlar ile sınırlandırılmasına ve bunalım durumlarında düzeltici, çare bulucu yardımlar sağlamaya ağırlık vermesine bir tepki olarak gelişmiştir. Gelişimsel rehberlik, bireyin sürekli gelişim hâlinde olduğu, bir gelişim basamağını başarı ile geçirenlerin daha sonraki gelişim basamağının gelişim görevlerini de daha iyi başaracağı gerçeğine dayanmaktadır.

Gelişimsel anlayışı benimseyen uzmanlara göre, her birey yaşamı boyunca bir dizi sosyal beklentiyi karşılama, dönemine özgü davranış kalıplarını gösterme yani gelişim görevlerini başarı ile yerine getirme durumundadır. Birbirinden farklı gelişim aşamalarında bireylerin kendilerini ve çevrelerini doğru değerlendirmeleri hâlinde, beklentileri karşılayacak davranışları geliştirmeleri kolaylaşacaktır. O hâlde bireyin gelişimi süreklidir ve bütündür. Ancak uzmanlar, inceleme kolaylığı açısından, genel nitelikleri esas alarak bu gelişimi “eğitsel”, “mesleki”, “kişisel” gelişim alanlarına yönelik rehberlik hizmetleri olarak sınıfl andırmaktadır.

Elbette bu gelişim alanlarının kesin sınırlarını çizmek ya da birbirinden soyutlamak mümkün değildir. Çünkü bir gelişim ilkesi olarak “gelişimin çeşitli yönleri birbirini etkiler”. Örneğin öğrencinin “gerçekçi bir benlik kavramı geliştirmemiş olması” kişisel rehberlik alanının kapsamında ele alınmak durumundadır. Ancak benlik kavramı, çocuğun akademik başarısını, eğitsel ve mesleki planlarını ve seçimini etkileyen bir durumdur. Dolayısıyla eğitsel ve mesleki rehberliğin kapsamında yer alır.

Sonuç olarak gelişimsel rehberlik anlayışı; öğrencinin büyüme ve gelişme süreci içinde;
“kişisel-sosyal”
“eğitsel”
“mesleki” gelişim alanlarında temel ihtiyaçlarını karşılama ve bu alanlarda döneme özgü gelişim görevlerini yerine getirmede gerekli yeterlikleri kazandırmayı amaçlar.

[pdr.org.tr]

Bunu yandaki şemada inceleyebiliriz:
Bu şemada görüldüğü gibi gelişimsel rehberlik yaklaşımında öğrencilerin yaşam boyu gelişim ihtiyaçlarının karşılanması ve kendilerini gerçekleştirmeleri hedef alınır.

Rehberlikte gelişimsel yaklaşımın özelliklerini vurgulamak açısından geleneksel yaklaşımla farklılıklarını ortaya koymak yararlı olacaktır.



Eğitim Kademelerine Göre Rehberlik Hizmetleri
Farklı eğitim kademelerine göre rehberlik hizmetleri farklılaşır mı? Bu soruya yanıtımız genel amaç ve ilkeler açısından “hayır”; program ve etkinlikler açısından “evet” olacaktır.

Genel olarak hangi eğitim kademesinde verilirse verilsin rehberlik hizmetlerinin amacı ve genel ilkeleri değişmez. Ancak bu genel amaç içinde yer alan daha alt ve özel amaçlar ve bunları gerçekleştirmede uygulanacak programlar, seçilen etkinlikler, kullanılacak teknik ve yöntemler değişebilir. Bu nedenle okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim kurumları açısından rehberlik hizmetlerinde bazı farklılıklar söz konusudur.

Çünkü bu iki eğitim kademesi;
1) Okulların amaçları, yapısı, işlevi ve işleyişi açısından farklılıklar taşımaktadır.
2) Öğrencilerin gelişim özellikleri, ihtiyaç ve sorunları açısından farklılıklar taşımaktadır.

Kuşkusuz bu farklılıkları kabul etmek, yukarıda vurgulanan hizmetlerin sürekliliği yaklaşımına ters düşmemektedir. Sadece hizmetler burada belirtilen iki nokta dikkate alınarak planlanmalı ve yürütülmelidir.

Okul Öncesi Eğitimde Rehberlik
Bu dönemde çocuğa yönelik olarak planlanacak rehberlik hizmetleri, doğal olarak gelişim görevlerini gerçekleştirmeye veya kolaylaştırmaya yönelik olacaktır. Rehberlik anlayışına sahip olan bir anaokulu/ana sınıfı öğretmeni bu dönemde çocuğun her yönüyle sağlıklı olarak gelişmesi, okul ortamına uyum sağlaması, potansiyellerini ortaya koyabilmesi için özgür, rahat, sıcak, güvenli bir atmosfer yaratmaya çalışır. Öncelikle çocuğun sağlıklı gelişmesi için gerekli olan fiziki ve sosyal çevreyi sağlar.

Bu çevrede çocuklar, akran grupları içinde kendini tanımasını, yaşamı sürdürebilecek güç ve becerileri geliştirmesini, birlikte yaşama kurallarını öğrenirler. Grup, çocuğun yaşantısını doldurur, sosyal ve psikolojik doyumunu sağlar. Bu kurumlar, çocuğun bedenini kullanma, oyun oynama, merakını giderme, hayal ve isteklerini açığa vurma ve bağımsızlığını kazanma gibi temel gereksinmelerini de karşılar. Rehberlik hizmetlerinin işlevi de bu gereksinmeleri karşılamaya dönüktür. Çünkü ancak gelişim gereksinimleri karşılanan çocuklar sağlıklı ve uyumlu olabilir.

Bu dönemde çocuğun ilgilerini, yetenek ve becerilerini geliştirmek için çeşitli etkinlikler düzenlemek, çocuğa kendini sınama ve tanıma olanakları sunmak, çocuğun yaptıklarını izlemek, ona dönüt vermek ve doğru davranışları pekiştirmek gerekir.

Bu dönemde rehberlik hizmetleri kişisel açıdan, çocuğun kendini kabul, öz güvenini geliştirme, benlik kavramını oluşturma, sosyalleşmeyi sağlama hedeflerine yönelik etkinlikleri kapsar. Eğitsel açıdan, okula uyum ve ilköğretime hazır olma hedefleri esastır. Bu anlamda çocuğun okulu sevmesi, okumaya-eğitime karşı güdülenmesi ve bazı temel becerileri kazanması amaçlanır.

Mesleki rehberlik alanında ise bu dönem mesleki gelişim sürecinin başlangıcı kabul edildiği için çocuğun döneme özgü mesleki gelişim görevlerini gerçekleştirmesine yönelik etkinlikler planlanır. Bütün bu etkinlikler, ilgili üniteler ile bütünleştirilerek uygulanır. Doğal olarak oyunlar, drama etkinlikleri, bedensel egzersizler yoluyla planlanan hedefler gerçekleştirilmeye çalışılır. Bu dönemde öğretmenin çocuğa yakın ilgi ve sevgi göstermesi, iyi model olması, fazla koruyucu davranmaması, aile ile sıkı bir ilişki ve iş birliği içinde olması gerekir. Öğretmen iyi bir gözlemci olarak çocuğun gelişimini izler, ilgili kayıtları tutar, yolunda gitmeyen durumlarda gerekli önlemleri alır ve sorunlara çözüm arar. Görüldüğü gibi okul öncesi eğitimde de eğitim ve rehberlik hizmetleri gerek hedefler, gerekse işlevler açısından bütünlük taşır.

İlköğretimde Rehberlik Hizmetleri
Çocuğun okula başladığı 6-7 yaşlarından, ilköğretim diploması aldığı 14-15 yaşlarına kadar olan gelişim dönemini kapsayan temel eğitim süreci rehberlik hizmetleri açısından çok iyi değerlendirilmesi gereken bir dönemdir.

İlköğretim sistemi, genel olarak “öğretmen merkezli” bir uygulamaya dayanmaktadır. Öğretmen-öğrenci ilişkileri, diğer öğretim kademelerine göre daha yakın ve yoğundur. Çünkü “sınıf öğretmenliği” esastır. Yani öğretmen, aynı öğrencilerle yıllarca bir aradadır. Kuşkusuz bu durum, ilköğretim düzeyindeki rehberlik hizmetlerinde “öğretmen” e en önemli görev ve sorumluluklar yüklenmesinin gerekçesini oluşturur. Öğretmen sınıfındaki öğrencileri daha iyi tanıma ve gelişimlerini izleme olanağına sahiptir. Çocukta ortaya çıkan sorunları ilk önce görme, meydana gelen değişimleri fark etme fırsatına sahiptir. Bu yüzden ilköğretim döneminde rehberlik hizmetlerinin de “öğretmen merkezli” olarak yürütülmesi zorunludur. İlköğretimde öğretmenlerin rehberlikle ilgili rollerinin diğer öğretim düzeylerindeki öğretmenlerden çok daha önemli olacağı bu alanda uzmanlarca da benimsenmiş bir anlayıştır.

İlköğretim dönemi, çocuğun öğretmenini model alma ve ondan etkilenme açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu nedenle rehberlik anlayışına sahip, çocukla sıcak ve etkili bir iletişim kuran sınıf öğretmeninin, onu olumlu etkileme yönünden büyük bir gücü vardır. Onu doğrudan etkileyebilir. Genellikle öğretmen anne babaya göre bu dönemde çocukla daha uzun ve daha yoğun bir ilişkidedir. Temel eğitimde olumlu öğretmen tutumları sonucu çocuğun okula, okumaya, eğitime yaşam boyu güdülenmesi bu dönemdeki yaşantıları sonucu gerçekleşecektir.

İlköğretimde öğrenciler, aynı sınıf arkadaşlarıyla yıllarca birlikte eğitim görürler. Sosyal ilişkilerin gelişimi, yakınlaşma, yardımlaşma, iş birliği gibi toplumsal özelliklerin geliştirilmesi açısından sınıfta olumlu bir ortam yaratılması çok önemlidir. Üstelik ilköğretim, ortaöğretime göre daha az karmaşıktır. Daha küçük gruplarla etkileşime girmek mümkündür. Bu yüzden rehberlikte grup etkinlikleri yoğunluk kazanır.

Bu dönemin özellikle birinci kademesinde çocuğun gelişim özellikleri dikkate alındığında, sunulan rehberlik hizmetlerinin daha çok fiziksel faaliyete ve oyuna dayanması gereklidir. Çünkü oyun, çocuk için doğal ve spontane olarak kendini ifade edebileceği bir ortam ve uygun bir iletişim aracıdır.

İlköğretim düzeyinde ailelerle iş birliği yapmak daha kolaydır. Çünkü ebeveyn ilgisi genellikle daha yüksek düzeydedir. Öğretmen bu durumu dikkate alarak rehberlik etkinlikleri kapsamına aileyi de almalıdır. Çocuğun gelişimi için bu iş birliği kaçınılmazdır. Bu nedenlerdir ki ilköğretim kurumlarında yürütülen rehberlik hizmetleri, çocuğun kendisinden çok onu yetiştiren çevreye odaklanmıştır.

Ortamı iyileştirme olarak adlandırılan bu yardımın amacı, başta ana babalar olmak üzere çocuğu etkilemekte olan bütün kişileri, çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda aydınlatmak ve yetiştirmektir.

İlköğretim düzeyinde rehberlik hizmetleri, sadece özel bir hizmet alanı olarak değil tüm eğitimsel çerçeve içinde yer alan bir unsur olarak görülmelidir. İstenen etkiye tam olarak ulaşılabilmesi için rehberlik etkinliklerinin müfredat programı ile bütünleştirilmesi gereği kabul edilmelidir. İlköğretim düzeyinde verilecek rehberlik hizmetleri sorunlu öğrenciye yardım, krize müdahale ya da problem durumlarına çözüm bulmak şeklinde düşünülen klasik rehberlik yaklaşımları yerine gelişimsel rehberlik yaklaşımına dayanmalıdır. Amerika’da daha 1950’lerden itibaren benimsenmeye başlanan gelişimsel rehberlik yaklaşımına göre, yaşamın her döneminde başarılması gereken birtakım gelişim görevleri vardır. Bireylere verilecek rehberlik yardımının amacı da bu gelişim görevlerini başarıyla yerine getirmelerini kolaylaştırmak ve desteklemektir.

İlköğretimde Rehberliğin Amaçları
Daha önce de vurgulandığı üzere rehberliğin genel amacı bireyin her gelişim döneminde sağlıklı ve uyumlu bir gelişim sürdürebilmesine ve kendini gerçekleştirmesine yardım etmektir. Bu genel amaç doğrultusunda ilköğretim düzeyinde rehberlik hizmetleri hangi amaçlara yöneliktir?


Bunu aşağıdaki biçimde sıralamak mümkündür.
1. Çocuğun kendini tanımasını ve anlamasını sağlamak. Kendi ilgileri, yetenekleri, özellikleri ile çevresindeki fırsat ve olanaklar arasındaki ilişki konusundaki anlayışını artırmak.
2. Sağlıklı bir toplumsallaşmayı gerçekleştirmek. Sosyal ilgi ve ait olma duygusunu geliştirmek. Başkalarının ihtiyaçlarına duyarlı olma, sosyalleşme sürecini kolaylaştırmak.
3. Çocuğun sorumlu ve amaçları olan bir birey olmasına yardım etmek. Çocuğun akademik başarı için gerekli olan içsel bir öğrenme güdüsü geliştirmesini sağlamak. Eğitsel ve mesleki hedefler oluşturmasına yardım etmek.
4. Çocuğun öz yönetim, öz denetim, problem çözme ve karar verme konularında gelişmelerine yardım etmek. Eğitimsel süreçlere daha fazla katılmaya teşvik etmek.
5. Çocuğun kendisi hakkında olumlu kavramlar ve tutumlar geliştirmesine, kendini kabul düzeyini artırmasına yardım etmek. Gelişim görevlerini yerine getirme konusunda cesaretlendirmek.
6. İnsan davranışının doğasını anlamalarına ve insan ilişkilerinde olgunlaşmalarına yardım etmek.
7. Öğrencilerin bilişsel, duyuşsal, kişisel ve sosyal gereksinimlerini karşılamak için ders içi ve dışı tüm eğitim programlarına yardımcı olmak.
8. Öğrenimin bireyselleştirilmesini desteklemek, bireyin kişisel özellikleri ile eğitim programlarını bağdaştırmak, rehberlik ilke ve yöntemlerinin öğretmenler, yöneticiler ve tüm çalışanlar tarafından kullanılmasına yardımcı olmak ve desteklemek.
9. Ana babalara; aile ortamında, insan ilişkileri ve çocukla olan ilişkilerde karşılaşılan sorunlarla ilgili olarak yardımcı olmak.



Öğretmenlerin Rehberlik Hizmetleri ile İlgili Görevleri
Bir öğretmenin, hangi okul kademesinde ve hangi alanın öğretmeni olursa olsun, rehberlik hizmetleri açısından temel sorumlulukları vardır. Öncelikle öğretmenin “öğretme” işlevinin dışında öğrencinin psikolojik, sosyal gelişimini sağlama ve uyumunu kolaylaştırma görevi olduğu kabul edildiğinde her öğretmenin “rehberlik anlayışına” sahip olması gerekir. Diğer bir ifadeyle rehberliğin temel aldığı “hümanist anlayış ilkelerini” kabul eden ve benimseyen bir tutumda olmalıdır. Bunun dışında yasal olanak da ilgili yönetmeliklerle belirlenen görev ve sorumlulukları bulunmaktadır. MEB Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği, “Sınıf Rehber Öğretmeni” olarak öğretmenlerin bu alandaki görevlerini belirlemiştir.

İlgili yönetmeliğin incelenmesinde görüleceği gibi sınıf rehber öğretmeninin rehberlik alanında önemli sorumlulukları vardır. Okullarda görevlendirilen psikolojik danışma ve rehberlik alanında yetişmiş olan rehber öğretmen (psikolojik danışman)ler, okuldaki tüm öğretmen ve yöneticilere müşavirlik hizmeti sunarak ve okulun bağlı bulunduğu Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinden destek alarak bu hizmetlerin en etkin şekilde yürütülmesini sağlamalıdır. Bu hizmetler bir “takım çalışması”dır. Ancak tüm ilgililerin ortak bir anlayışı geliştirerek, iş birliği yaparak çalışması ile eğitim ortamları, öğrencilerin gelişim ve uyumlarına uygun hâle getirilebilir. Bu konuda en önemli sorumluluk ise okul yöneticisine aittir.

* Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi,
Eğitimde Psikolojik Hizmetler Anabilim Dalı Başkanı

Kaynaklar
a- http://www.pdr.org.tr/makale/guncel-1.htm
1. Akman, Y. (1994) “Okullarda Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servislerinde Verilen Konsültasyon Hizmetlerinin Yeri ve Önemi” 1. Eğitim Bilimleri Kongresi Kitabı, Cilt 3, s. 984-993, Adana: Çukurova Üniversitesi.
2. Aydın, G. (1990) “Temel Eğitimde Rehberlik ve Psikolojik Danışmanın Önemi” Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, I, Sayı 1: 39-44.
3. Dinkmeyer, D. (1970) “Elementary School Guidance and the Classroom Teacher” Elementary School Guidance: Conceptual Beginnings and Initial Approachers. APGA, Washington D. C.
4. Dinkmeyer, D. (1973) “Readings in Guidance in the Elementary Schools.” New York: Mc Graw-Hill.
5. Havighurst, R. (1972) “Developmental Tasks and Education” (3rd ed.) New York: Dawid McKay Co.
6. Hill, G. E. (1973) “Guidance in Elementary Schools” Readings in Guidance in the Elementary Schools. New York: McGraw-Hill.
7. Kuzgun, Y. (1992) “İlköğretimde Rehberlik” H. Ü. Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 8, ss. 39-42.
8. Kuzgun, Y. (1992). “Rehberlik ve Psikolojik Danışma” (Üçüncü baskı), Ankara: ÖSYM Yayınları.
9. M. E. B. “Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği”, 17 Nisan 2001 tarih ve 24376 sayılı Resmi Gazete.
10. Özgüven, İ. E. (1999) “Çağdaş Eğitimde Psikolojik Danışma ve Rehberlik”, PDREM Yayınları, Ankara: Sistem Ofset.
11. Thompson, R. (1992) “School Counseling Renewal Strategies for the Twenty-first Century” Indiana: Accelerated Development Inc. Publis.
12. Yeşilyaprak, B. (1995) “Mesleki Gelişim Sürecinin Başlangıcı Olarak Okulöncesi Eğitim” 10. YA-PA Okulöncesi Eğitimi ve Yaygınlaştırılması Semineri Kitabı. İstanbul: YA-PA Yayınları.
13. Yeşilyaprak, B., (2006). “Eğitimde Rehberlik Hizmetleri” (14. Baskı) Ankara: Nobel Yayınları
14. Yeşilyaprak, B. (2007) “İlköğretimde Gelişimsel Rehberlik”, İstanbul, Morpa Yayınları

0 yorum:

Sayaç

Rüya Tabirleri

Linkler

1
2






















Social Bookmarking

Social Media Blogs - Blog Catalog Blog Directory Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits

  © Blogger templates Newspaper III by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP