5 Aralık 2007 Çarşamba

İnsan Beyni Nedir- İnsan Beyninin Çalışma Yapısı

İnsan Beyni Nedir- İnsan Beyninin Çalışma Yapısı
Bir canlı hele hele bir insan doğumla yeryüzüne düştüğünde, yüz yıldan fazla bir süre yaşayabilecek şansa sahiptir. Bu süreç dünyadaki her canlı için zorlu bir süreçtir. İnsan için ise çok daha zorludur.
Bilim adamları beynimizin tüm fonksiyonlarını-nasıl çalıştığını hala tam olarak ortaya koyabilmiş değillerdir.Yetişmiş bir insanın beyni ortalama 1.350 gr. civarındadır.
Yaşamı boyunca ancak kapasitesinin % 8 -13 oranını genel olarak kullanabilmektedir.
Beynimiz yüzmilyar civarında bir hücre yapısına sahiptir ve bilgi alışverişi nöronlar sayesinde ışık hızınada beynimiz verileri incelemekte ve neticelendirmektedir.
Vücudumuzun en fazla oksijen ve glikoz tüketen organıdır.
Beynimiz iki yarıküreden müteşekkil olup bir de küçük beynimiz vardır.
İki yarıküreden oluşan beynimiz bize kumanda eder ve uykumuzda dinlenme ihtiyacı duyar yani kısmi olarak bizle birlikte o da uyur. Küçük beynimiz ise doğum-ölüm süresince asla uyumaz.
Beynimiz: Bilgi depolar ve hatırlar, İleriye programlar yapabilir, Duygu-üzüntü-sevinç yaşar, Zeka kapasitesi oluşturur, Zaman’ı algılar ve yorumlar, Rüya görür, Bilinç oluşturur, Mukayese üretebilir doğruyu arar.
Benimde bugüne kadar okuduklarımdan çıkarabildiklerim aşağıdakilerdir.


Beynimizi kısmi olarak bilgisayarımızın hard diskine benzetebiliriz. Bilgisayarımız bir operatör tarafından girilen bilgileri işlevsel hale getirir ve sorguladığımızda tekrar önümüze koyar. Beynimiz ise beş duyu organımız dahil otomatik (farkında olmadan) sürekli etkileşim halinde kayıt halindedir ve ortaya konulmasında bir operatöre ihtiyaç duymaz.
İnsan doğduğunda beynindeki ön bilgiler hariç içi boştur. Yaşamı boyunca aldığı eğitim neticesinde şekillenir ve bilgiler depolanır. Bilgisayarınızı da yeni aldığınızda ön çalıştırma bilgileri hariç boştur. Kullanıcısı tarafından şekillenir ve bilgiler depolanır.
İnsan beyni önce beş duyu organı yardımıyla ve beynin sorgulaması yöntemiyle öğrenir. Öğrenme süreci ömrü boyunca devam eder fakat bu grafik ilk yirmi yaş süresince özellikle 0-7 yaş arası en yüksek seviyededir kırk yaşından sonra çeşitli etkilerle önce durgunluğa sonrada düşüşe geçer. Hard disk’te de öğrenme yaşı-süresi yoktur. Dolana kadar bilgi alabilir sadece bazı hatalardan dolayı kayıt yavaşlaması söz konusu olabilir.
İnsan beyninde bilgi alışveriş hızı ışık hızındadır fakat bilgiler eskidikçe-dosyalar fazlalaştıkça bu geri getirme-hatırlama hızında yavaşlama söz konusu olabilir. Bilgisayar hard diskinde de dosyalar çoğaldıkça dosya bulma ve dosya açılması benzer özellik gösterir.
Bugünkü bilgisayarlar dolayısıyla henüz insansı özellikler taşımaktan çok uzaktırlar. Mekanik ezberletilenleri önümüze koyar. İnsan ise süreci içinde oğrenir, yorumlar, neticelendirir. İnsan ayrıca; sevinir-üzülür-rüya görür-bilinç oluşturur. Uzmanlar ileride insansı özellikler gösteren bilgisayarlar yapılabileceğini ve neticede insanlığı esir alıp bizlerle savaşacağını düşünmektedirler.
Oysa bana göre hiçbir zamanda hiçbir bilgisayar insan zekasını geçebilmesi söz konusu değildir. Geri toplumlarda cahil halktan ileri zekaya sahip robot bilgisayarlar geliştirilebilecektir fakat kumanda daima insanın elinde olacaktır. Hatta yarı insansı, yarı veri yüklü canlılar yapılabileceği yıllardır sibernetik adıyla işlenmektedir fakat insan beyni yenilemez olarak yaratıldığını benimsemekteyim.
İnsan; beyni sayesinde, zamanı sorgular, doğruyu bulmaya çalışır, sürekli yeni bilgiler edinir, beyindeki luzumlu jamperları açmaya-kapamaya çalışır bu anı yakalama savaşıdır. İnsandan başka hiçbir canlıda bu özellik yoktur.
İnsan beyni kapasitesi sınırsızdır. Sınırsız kapasitede bir harddisk üretilemez.
İnsan beyni günümüzde ortalama %10’unu kullanmaktadır ama beynimiz zamanla bu oranı yavaş da olsa yükseltmektedir. İnsan beyninde kısa ve açık devreler vardır. Yaşamı boyunca bu jamper’lar (bağlantılar) açık-kapalı devre haline gelmektedir. Taş devri – İsa dönemi – Fatih dönemi ve bugün insan beyni sürekli gelişim halinde devinim üretmiş o dönemlerde açık olmayan beyin devrelerimiz bugün çalışır hale gelmiştir.
İnsan beyninde binlerce jamper söz konusudur (belki çok daha fazla) bunlar tespit edilebilse ve gerekli işlemler yapılabilirse beyin çok daha fazla çalışabilir hale bir anda gelebilecek çalışma kapasitesi %100’e yaklaşabilecektir.
Çalışması %100’e yakın hale gelen bir beyin neticesi tam olarak hesaplanamamakla birlikte, mevcut duyu organlarımıza ihtiyacımızın olmayacağı ve yaşam gereksinimleri söz konusu olan atmosfer, zaman kavramı, doğum-çoğalma kavramlarının da artık gereksiz kalacağıdır.
Bir oranlama-genelleme yaparsak insanın %90’ı beyindir geri kalan %10 buna hizmet etmek için yan kuruluşlardır diyebiliriz. Ellerimiz-ayaklarımız, iskeletimiz, gözlerimiz, yeme ihtiyacımız, ve diğerleri beynin mekanik uzantılarıdır bu uzantılar sayesinde ortamında hayatta kalmayı ve hayatı yenmeyi başarır.
Yaşama düştüğü andan itibaren beynin geçirmesi gereken bir süreci-devinimi vardır. Her nefes alışında deviniminden an tüketir ve durmakta olan zamanı yakalar. Her an’ı yakaladığında rezonansını korumak zorundadır. Rezonansının optimize olması beyninin şekillenmesiyle de doğru orantılıdır. Nefes almadığı anda an’ın gerisinde kalmaya başlar... ve neticede; yani beyin, yani insan denen canlı ölmüş olur.
Beyin
; insan öldüğünde, yaşamı boyunca edindikleri bilgileri derler-toparlar sadece bunları yanında alır götürür. Bu dünyadan götürülebilen beyin deposundaki birikimlerin ve kayıtlarının dışında başka hiçbir şey yoktur.
yazı kaynagı

10 yorum:

çılgın türk,  14 Ağustos 2008 03:53  

paylaşım güzel elinize salık

damla 15 Eylül 2008 11:19  

ya bi bulamadim beynin ozeliklerini yaaaaaa bulan bana solesin nolurrrr

N/A,  15 Eylül 2008 18:31  

Beynin Özellikleri-insan Beynin Özellikleri

Beyin
İnsan beyni, tıptaki adı ile Cerebrum sinir sisteminin biline, düşünce ve akıl gibi yeteneklerinin toplandığı bir merkez olarak kafatasının içinde iki yarım küreden yapılmış en önemli organdır. Hayvanlar âleminde en üst düzeye çıkan insan bu üstünlüğünü filojenetik bakımdan en gelişmiş beyin yapısına sahip olmasına borcludur. Sibernetik acıdan insan denilen makinanın elektronik beyni yani kom-püteri, insan beynidir.İlkel hayvanlar daha çok omuriliklerinde yer alan merkezlerden refleks dediğimiz otonom hareketlerle hayati fonksiyonlarını yönetirler. İnsanlarda bile bazı merkezler omurilik veya medulla spinalis denilen sinir sisteminin alt bölümlerinde yer almıştır. Dışkılama ve idrar etmeyi idare eden merkezler de omuriliğin sakral bölgesinde bulunur. Bunun biraz üzerinde penis ve uterus gibi üretim organlarının yönetim merkezleri vardır.
Omuriliğin beynin altındaki kısmı biraz daha geniştir ve soğanilik veya medulla oblongata adını alır. Üstünde Varol köprüsü denen bir bölüm vardır.Beynin altında ve soğaniliğin arkasında küçük beyin yani cerebellum yer almıştır. Genellikle kasların hareketleri ve denge fonksiyonu ile ilgilidir.
Beyin, üzerinde gyrus denen girinti ve çıkıntılar bulunan yumuşak bir dokudan yapılmıştır. Korteks denilen kabuk kısmı ve çekirdek adı alan bölümleri gri, diğer bölümleri ise beyaz renktedir. Beyin dokusu nöron denen sinir hücreleri ile arada destek dokusu görevini üstlenen glia hücrelerinden yapılmıştır. Beynin kesitinde görülen gri renk nöron hücrelerinin, beyaz renk ise sinirlerin akson denen uzantılarının bulunduğu yerlerdir.
Beyin meninks denilen 3 katlı bir zarla sarılmıştır. Dıştaki sert tabakaya duramater, en içteki ince zara piamater, ortadakine ise örümceksi zar veya araknoıd denir
Beyin yarım küreleri komşu oldukları kafatası kemiklerinin adlarına göre lop denilen bölümlere ayrılırlar. Konuşma, işitme, görme v.b. birçok motor ve duyu merkezleri beynin alın (frontal), yan (parietal), yanak (temporal), artkafa (oksipital) bölümlerinde yer almaktadır.
Beyin yarı küreleri içinde beyin karıncıkları veya ventrikül adını alan ve içinde beyin-omurilik sıvısının bulunduğu boşluklar vardır. Bel omurları arasından yapılan bir ponksiyonla test için alınan beyin omurilik sıvısı birçok hastalıkların teşhisinde doktorlara yol göstermektedir.
Beynin alt kısmında epifiz ve hipofiz adını alan iki bez vardır. Epifizin (pineal body) görevi tam olarak bilinememektedir. Hipofiz denilen salgı bezi ise hormonal sistemin orkestra şefi durumunda bir organdır. Beynin hipotalamus denilen bölümünden salgılanan releasing hormonlarının etkisiyle, diğer iç salgı bezlerinin salgı fonksiyonlarını düzenleyen tropik hormonları yapıp kana vermektedir.

asi.melek 4 Ekim 2008 10:23  

çok güsel bir paylaşim elinize sağlik

apturrahman,  25 Aralık 2008 15:05  

beyin ile ilgili yazılan tüm yazılar müthiş.benim sormak isteğim bir şey var yeni doğan bir insan onun oluşmasını sebeb olan iki insanda bulunan genetik hastalıklarının onada gecmiş olacağı düşünülünce bu mantıklan yola cıkarsak .oluşumuda ki erkek ve dişinin beynındeki depolanmış olan tum veya bır kısım hafızanında yenı doğmuş olan bebeğe aktarılmış olması gerekmez mi?

ercan yılmaz,  11 Ocak 2009 10:27  

öncelikle yazıyı çok beğendim bu yazıyı yazabilmesi için bayağı bi birikim gerekiyordur dur sanırım bence başarılı bir yazı
Benim anlayamadım bu nasıl bir beyindir ki herşeyi kaydebiliyo yorumlaya biliyo yorum ların arasına oynayarak doğruyu yanlışı bulabiliyo anladım kadarıya taklit edilebilmesi zor bir sistem
ama benim kitabımda sor bir sistemdiye bir şey yok
mutlaka beyni analaya bilecek dışardan hükmedebilecek tıpkı bir bulutut gibi veri alışverişinde bulununa bilecek bişiy olması gereki mesela dışardan bir veri göndere bilme imkanımız olsa benim düşünceme göre bütün hastlıkların önüne ve hatta uyuşturucu madde bağımlılarının bile hayatında büyük bir değişiklik yapılabilir ve topluma iyi sağlıklı ve yararlı bir birey olarak geri döndürülebilir bilmiyorum bilim insanları bununla ilgili araştırmalar yapıyolarmı bence kasinlikle böle bir arayış içindelerdir ve bunu başarabileceklerinden hiç şüphem yok çünkü azmin ve beynin elinden kurtulabilecek bir şey olduğunu düşünmüyorum hatta bununla ilgili olarak aklımda çıkmayan edisonun sölediği bir söz var başarını %1 ilham %99 u ise terlemektir aslında daha merak ettiğim bir sürü şey var ama böle yazmakla insanın kafası karışıyo nese bu kadar yeter tek bir sorum olacak bu insan beynine rüya gördüren sistem nedir yada bu rüyaların belirli bir günü neden yoktur

süleyman,  20 Şubat 2009 17:20  

gerçekten çok güzel hazırlanmnış bu yazıda emeği olan herkesin gerek yazılışı gerek hazırlanışı v.sellerine sağlık

İLOŞ,  1 Temmuz 2009 14:55  

bence çok güzel bir paylaşım çok ama çok güzel şimdi herşeyi daha iyi anlıyorum

rockforewerseb_nem,  18 Kasım 2009 00:50  

ama asıl önemli olan bulunan beyin deil onu iyi bi şekilde kullanmak die düşünüyorum..

Sayaç

Rüya Tabirleri

Linkler

1
2






















Social Bookmarking

Social Media Blogs - Blog Catalog Blog Directory Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits

  © Blogger templates Newspaper III by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP